Neden Hüzünlü Müzikler Dinliyoruz?

0
274

Pandemi döneminde pop müzik sözde daha hareketli ve neşeli hale gelmiş olsa da, hüzünlü bir şarkı koyup melankolik duyguların sizi kaplamasına izin vermenin tatmin edici bir tarafı var. Psikologlar Jonna Vuoskoski, William Thompson, Doris McIlwain ve Tuomas Eerola’ya göre, bu durum müzik bilimi tarihinin en merak uyandırıcı sorularından birini gündeme getiriyor: İnsanlar neden hüzünlü müzikler dinlemekten hoşlanıyorlar?

Bilim insanları uzun zamandır müziğin vücut ve beyin üzerinde kuvvetli etkileri olduğunu gözlemliyorlar ve bu durum hastalıkları tedavi etmek ve mizacı etkilemek için müziği kullanmış olan antik Yunanlılara kadar uzanıyor. 1958 yılında, tıp doktoru Agnes Savill, “Depresyon, akıl karışıklığı ve hatta korku gibi ruh durumlarına yol açan müzikler, bunlara entelektüel bir bakış açısından yaklaşan müzisyenler ve eleştirmenler tarafından güvenli bir şekilde incelenebilir ama gergin ve kaygılı dinleyicilerin bunlardan uzak durması gerekir,” uyarısında bulundu. Hüzünlü müzikler onları dinleyenlerin kendilerini daha kötü hissetmesine neden oluyor ama yine de çoğu insan bunları dinlemeden edemiyor. 

Vuoskoski ve meslektaşları, “İnsanlar genellikle negatif duygusal deneyimlerden kaçınsalar da… sıklıkla müzikte ve diğer sanat dallarında yansıtılan hüzünden keyif alıyorlar. Bu ‘keyif veren hüzün paradoksu’ ve bu müzik bilginlerini on yıllardır şaşırtıyor,” diye yazıyorlar. 

Hüzünlü Müziklerin Sadece Negatif Duygular Uyandırmadığı Keşfedildi 

Bilim insanları bu paradoksu incelemek için birçok farklı yöntem kullandılar ve bunlardan biri de basit bir yöntem: insanlara farklı müziklerin kendilerini nasıl hissettirdiğini sormak. 2012 yılında yaptıkları çalışmada, Vuoskoski ve meslektaşları katılımcılardan on altı müzik parçasına olan duygusal tepkilerini değerlendirmelerini istediler. Sonuçta, ekip hüzünlü müziklerin sadece negatif duygular uyandırmadığını keşfetti. Bu tür müzikler, hüzne ek olarak nostalji, sükunet ve merak gibi “bir dizi daha pozitif ve estetik duyguya” da yol açıyordu. 

Duygular sadece psikolojik değiller; bilim insanları aynı zamanda müzik karşısında ortaya çıkan fizyolojik reaksiyonları da ölçümleyebiliyorlar. 2015 yılında, psikologlar Patrick N. Juslin, Gonçalo Barradas ve Tuomas Eerola, katılımcılar seçilmiş müzikleri dinlerken onların “deri iletkenlik seviyelerini ve yüz ifadelerini” ölçümlediler. Ekip bizim hüzünlü müziklere verdiğimiz kuvvetli fiziksel tepkinin ardındaki nedenin, müziğin sese benzeyen duygusal ifadesinin “bulaşma mekanizması” adı verilen bir empatik tepkiyi aktive etmesi olduğunu ileri sürdü. Keman ve çellonun sesinin özellikle hüzünlü olmasının nedeni de bu: Onlar insan sesine benziyorlar. 

Elbette ki, müzik ve duyguların her ikisi de son derece öznel deneyimler. Psikologlar Sandra Garrido ve Emery Schubert, “Bu bir tek cevabı yokmuş gibi görünen karmaşık bir paradoks,” diye yazıyorlar. Garrido ve Schubert, hüzünlü müziklerden keyif almanın, muhtemelen bir duygusal ve zaman içinde gelişmiş özellikler kombinasyonundaki bireysel farklılıklara dayalı olduğunu ileri sürüyorlar. 

Orijinal makale: Daily JStor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here